demliği yakmaktan korktuğu için evin içinde bir buçuk litrelik termosla gezen bir kadından kim, niye dertlerine deva cevaplar bekler diye düşünmeden duramıyorum. onun meraklı sorularının arkasında “büyük cevaplar kitabı” taşıdığına sizi kim inandırdı? hata yapma endişesi ile mümkünün bile sularına yanaşmayan biri kendisi. o kocaman çantası renkli fikirler, acıklı hikâyeler, iç gıcıklayan düşler ve hayata geçmemiş planlarla dolu ama üzgünüm, aradığınız her neyse orada değil.

haftanın tam ortasında, dünyanın en sıradan gecesinin sabahında “bana sormayın, bilmiyorum bilmiyorum” diye uyanıyor kabuslarından. canım, yanlış bilsen ne olacak? kim ölmüş yanlış telaffuzdan veya yalnızlığa dair o muhteşem tirada yapılan göndermeyi anlamadığın için dünyanın sonu gelmeyecek. hatta hiçbir şeyin sonu gelmeyecek.

tüm hatalarla barışmak için ilk hataya gitmeye çalıştığı — ki bu kendisinin uydurduğu, asla işe yaramayan bir yöntemdi — günü hatırlıyorum. bugünden geçmişe, “hata” denilebilecek tüm olayları tek tek düşünmüş; bir tanesinin bile hata olmadığı sonucuna varmış, bütün günü ders çalışmadan kapatabileceğini fark ettikten sonra, makinanın içinde asılmayı bekleyen renkliler ile küf arasında gerçekleşecek kutsal birlikteliği engellemeyi son anda başarmıştı.

bunca şeyin üzerine ona çerçevesiz duvarlardan, ihtimallerin güzelliğinden bahsedecek olursanız size gülümser. bunları bilmediğini mi düşündünüz? lütfen… elbette bilmiyor :) ama muhtemelen bu konuda bir şeyler duymuş veya görmüştür ve bunların üzerine o kadar çok düşünmüştür ki bu onu eylemsizleştirmiştir. kalbinde yanan bir iki ateş de olmasa, Allah muhafaza, hissizleştirirdi de. hoş, o zaman artık cevapları olurdu korkularının yerine. biraz da parası. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar