bazan bir sürü hayatım varmış da, ben şu an bir tanesini idare ederek yaşıyormuşum gibi geliyor.
sıradaki ömrüm benden tüm sevdiklerime gelsin!
yok öyle bir şey.
var öyle bir şey.
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Bu blogdaki popüler yayınlar
işaret etmenin zarafetine inanıyorum. kavgasız, gürültüsüz, iddiasız. seslenmeye bile gerek kalmadan, çeneleri tutup başları çevirmeden ortaya koymaya. bir kokuyu takip edip kaynağına gider gibi. -orada bir şey var belki de biri. - ben işaretleri okuyabiliyorum buldum seni. *** "artık sözcüklerle sonsuza dek oynamak istemiyorum" diyor lale müldür bir şiirinde. bazan gri-mavi bulutların içinden sessizliği yararak bir jet uçağı geçiyor/ bu basit gibi görünen gerçeklik imajı birçok şeyi/ bütün sözcüklerin ötesinde açıklıyor sanki/ bunu bilmek bana yetiyor. bana da.
merhaba, bunu, seninle yüz yüze konuşmaya vakit bulamadığımız zamanların bir diyeti olarak kabul et. görünen o ki devamı gelecek olan mektupların ilki... geçen günkü "kafes" sohbetimizden sonra aklım, kendimdekine takılı kaldı; çıkışlarıma, çıkamayışlarıma ve bazen de o kafesten bilerek çıkmak istemeyişlerime... balkonda çamaşırları toplarken sohbetimizi düşünüyordum. oradan çocukluğuma, dünyamı kurmaya başladığım zamanlara döndüm. bu benim için hem komik hem de çok anlamlı bir hatırlayıştı. çocukken, dünya sadece bizim gördüklerimizden ibaret sanıyoruz. "tek bir gerçek var," diyoruz, "o da benim tanık olduğum hayattır." sonra büyüyor insan. gerçekliğin sadece kendi tanık olduklarıyla sınırlı olmadığını, dışarıda milyarlarca farklı "normalin", milyarlarca farklı hayatın aktığını görüyor. işte insanı dehşete düşüren o kırılma anı burada başlıyor. o "hayret" duygusu, yerini ürkek bir geri çekilmeye bırakıyor. sanırım kafeste olduğumuzu da...
Yorumlar
Yorum Gönder